Meslek Eğitiminde Revizasyon: Öznel İyi Oluş
- Ayşegül Uzgur
- 22 Ara 2024
- 3 dakikada okunur
İnsan; biyopsişik bir canlıdır. Meslekî bağlamda bir eğitimin temelinde; bireyin kişilik yapısının barındırdığı potansiyelleri doğru tanıması, anlamlandırması ve nasıl uygulamaya geçireceği ile ilgili öğretim ve öğrenim süreçleri bulunmaktadır. Teorik bazda eğitimin tarifini; üzerinde öğretim, öğrenim ve gelişim gerçekleştirilecek olguların, tâlimi ve terbiyesi olarak ifade ettiğimizde revizasyon, bu tâlim ve terbiyenin önce bireyden topluma sonra da toplumdan bireye doğru gerçekleşen döngüsel bir hareket güncellenmesinin gerekliliğini vurgular. Zîra revizasyonun önceliğinde bireyin ‘kişisel eğitim’ aşamasının güncellenmesi vardır. Bireyin meslekî gelişiminin kişisel eğitimi ile doğrudan alakalı olması, bu konunun bağlamsal açıdan değerlendirilmesinin gerekliliğini ön planda tutar çünkü bağlılık; kişinin nerede, ne zaman ve nasıl bir ortam içerisinde bulunduğu ve yetiştiği ile doğrudan ilişkilidir. Aile, kültür, değerler, gelenekler ve idealler gibi maddi olmayan unsurlar bireyin rollerini geliştirmesinde yaşam boyu etki eden unsurlardır. Anlam, özdeşlik, sorumluluk ve tecrübe bireyin rol olgusunu yaşam içerisinde icra ederken destek aldığı en önemli argümanlarıdır.
Meslek Eğitim Revizasyonu, bilinen ve öngörülebilen bu argümanların yani yaşam alanında insanın anlam atfettiği rollere bağlılığın, rollere karşı tutumun ve rollere verilen değerin; insan zihninde tekrara düşmesinin önüne geçebilmek adına hazırlanmış bir prototiptir. İlk aşamasında; bireyden topluma giden yolda bireyi ele alan bir sürecin alt basamaklarını ele alan; ikinci aşamasında bireyin, toplumdan bireye olan gelişimini yine bireyin yaşamına etki eden alanlardaki üretkenliğin perspektifi çerçevesinde inceleyen bu modelin ilk basamağında, doğru kimlik tanımlanması yer alır. Bu tanımlanmayı ve tanımlanmayı kolaylaştıracağını öngördüğüm bir kavram üzerinden açmak isterim.
“ÖZNEL İYİ OLUŞ”
Kendinden kendine yürüme üretkenliği mottosu!
İnsanın kendi ile kalması?
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, insanın kendi ile kalması dini bir ritüel olarak anlaşılmamalıdır. Ancak elbette anlamsal yönü itibari ile dini bir boyut da barındırmaktadır. Öznel iyi oluş insanın özünde sahip olduğu duyguların canlı kalabilmesi için her bir devinimde yeni bir duyguya açılım değil var olan duygu durumlarının geliştirilmesini destekleyen bir kavramdır.
İnsanoğlu öğrenmeyi, anlamayı, bilgiyi, fikri ve daha birçok deneyimlenebilecek olan olguları kullanmayı gelişmişlik olarak addeder. Oysa gelişen idraktır, kontroldür, melekelerdir. İnsanı toplumda barınmaya hazırlayan mekanizmalardır. Davranış modeli haline getirilmeyen her mekanizma savrulmaya mahkumdur. Kesin ve keskin cümleler kurmayı çok tasvip etmesem de ciddiyet boyutları yüksek olan bir konu hakkında fikir beyan ederken ve tecrübe edilmiş bir konuya vurgu yapmak adına tercih ettiğim bir üslup olduğunu belirtmek isterim.
Peki insanın kendi ile kalması bu konunun neresinde?
Kendi ile kalmak, sözünü ettiğim mekanizmaların tek başına kalındığında da yerine getiriliyor ve geliştirilmeye çalışılıyor olması durumudur. Bu söylediğim bir yorum değil bir davranış modelidir. Davranış modeli de yaşam alanı içerisindeki güzel ahlaktır ve ahlak yalnızca toplum içerisindeyken kalıp, kural ve nizamın işlemesi değil aksine yalnızken dahi yürürlükte olması iktiza eden bir davranış modelidir. Bu sebepten insanın kendi ile kalması öznel iyi oluş bağlamında bir lükstür, bedbahtlık değil.
Yürüme eylemi metaforu neyi anlatıyor?
Biz insanoğlu bir eylemi gerçekleştirmekten çok bir eylemin gerçekleştirilmesi durumunu takip etmeyi severiz. Bunun için birçok sebep öne sürebiliriz. Misâlen; odaklanma problemi yaşıyoruzdur, sadece durmak istiyoruzdur, zihnimizi dinlendirmek istiyoruzdur. Kısaca bir şey olsun istiyoruzdur. Olmasını istediğimiz şey bizi rahatlatsın, mutlu etsin, mümkünse madden zorlamasın istiyoruzdur ancak olmaya bu kadar meylederken bu davranışı gayret ile oldurmak için yalnızca istemekle kalmak, bizi rahatsız etmiyordur. Her insanın muhakkak kendince bir sebebi ve gerekçesi vardır bunun için. İşte bu konunun özellikle revizasyon başlığı altında toplanma sebebi; insanın olmaya yönelim göstermeye meyilli bir canlı olmasıdır. Olmaya yönelim; her daim kişinin yaşam gayesinin kendi tinsel güçlerini geliştirmeye yönelik olması anlamına gelmektedir. Bireyin bu gücün kendinde olduğunun farkına varabilmesi için öncelikle kendi benliğinin içinde olduğu bir dış dünyada yaşadığını idrak edebilmesi önem arz etmektedir. Birey içinde yaşadığı toplumun bilinçdışı yönlerini analiz edemediği vakit farkındalığı da bir o kadar belirsizleşecektir. Çünkü hangi yönün kendisine ait, kendisine daha uzak ve yakın olduğunu bilemeyecektir. Oysa ruh, beden ve benliğin döngüsünde aynılığa düşmeden sahip olduğu tinsel güçleri yenileyebilirse; hayatının neredeyse her alanında bu farkındalığı belirgin ve uygulanabilir hale getirebilir. Farkındalığı arttıkça da hem kendi içindeki hem de dış dünyadaki bilinmeyenin ve yabancının kendi benliğinin özellikleri olduğunu anlayabilir. Böylelikle de hem kendi benliğiyle hem de çevresiyle daha geniş kapsamlı ve daha sağlıklı bir ilişki ağı kurabilir.
Nasıl bir üretkenlikten söz ediliyor?
Bireyin yaşam amacını canlı tutmasında yardımcı olmayı hedefleyen bu uygulama bireye; kendi benliğinin içinde olduğu bir dış dünya görebilmeyi hedefler. Günümüz insanı keşfetmeyi ve canlı kalabilmeyi; içinde yaşadığımız sosyolojik ve teknolojik dünyanın değişen ve dönüşen hızına ayak uydurmak olarak düşünebilir. Canlı kalabilmek için bu da bir seçenektir ama maalesef kalıcı değildir. Canlı olabilmenin sırrı, canlı olmaya meylettiren duygunun, hazzın ve durumların kalıcı olabilmesidir. Akıllara, kalıcı canlılığın nasıl yenilenebilir ve sürdürülebilir olacağı gelebilir. Onu da şöyle izah edeyim; insanın dünya hayatında keşfettiği yegâne olay ve oluşum yalnızca kendisidir. Değişimine ve dönüşümüne ayak uydurduğu da kendisidir. Yani kendi benliğidir.
Yürümek bir eylem değil bir üretkenlik meselesidir. İnsanın en has meselesi, önce kendisini kabul edebilmesidir.
Bir sonraki yazıda buluşmak dileği ile..
Comments