top of page

Organizma Oryantasyonu: Öz Denetim, İçsel-Dışsal Dindarlık

Güncelleme tarihi: 29 Tem 2024

İnsan; geleceği göz önünde bulundurur, tasavvur eder, hesaba katar ama yalnızca bugünde yaşar. Bugününü dününe göre yorumlar, yarınını da bugünün hedefleriyle yaşar. Döngüsel bir prosestir bu. Dışsal bir döngü. Her insanın bir de iç doğası, içsel dünyasında gerçekleşen döngüsü vardır. İçsel dünya; büyük ölçüde genetik olarak kodlanmış ve uzun süreli olarak varlığını sürdürme eğilimindedir. Bu biyolojik belirlenim, her ne kadar  girift olsa da; bireysel benliğin temel kökenlerini anlamak açısından önemlidir. İç doğa, iç çekirdek, giriftliğini;  tinbilimsel karşılığı olan ‘Ol’  emri yerini bulduğunda, tüm karmaşıklığından kurtulur. Çünkü ruh; bu emir ile ilk oryantasyonunu gerçekleştirmiş olur. Ruh, beden ve akıl bütünlüğündeki organizmanın oryantasyonu ise; insanın yaşamsal döngünün içerisine girmesiyle başlar. Ve insan şuuru, bu döngüyle gelişim haline girer. Çünkü oryantasyonun ilk adımında organizmanın yaşama nasıl uyumlanacağı hususu vardır. Şuur; insanın kendini bilmesi, bulunduğu ânın ve ortamın farkında olması meselesidir. Bu noktada en önemli soru; “insanın nasıl bir yaşam düzeni oluşturacağı ve bu düzenin döngüsünü, şuurunda sağlıklı olarak nasıl barındıracağı” üzerinedir.




İnsan sosyal bir canlıdır. Yaratılışı gereği toplum içerisinde bu özelliğinin layığıyla açığa çıkması ve sosyolojik oryantasyonun gerçekleşmesi; tinsel anlamda din ve inanç olgusu ile, toplumsal anlamda ise ahlâk olgusu ile mümkündür. İnsanın doğru ve ahlâklı bir biçimde yaşayabilmesi, kötü alışkanlık ve davranışlardan uzak durabilmesi için özdenetim; en temel oryantasyondur. Sosyal işlevsel bakış açısında da öz denetim; ahlâkî bir davranışın meydana gelmesinde oldukça önemli bir konumdadır. Öz denetimin beslendiği ve aslında öz denetimi de denetleyen bir diğer unsur da, kişinin inancıdır. Ancak bu durum yalnızca olgusal olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü din; insan yaşamını yüksek seviyeden müstesna bir biçimde anlamlandıran, yönlendiren inanç bütünlüğüdür. Dindar olma yani bu inanç bütünlüğünü taşıma;  ‘içsel ve dışsal dindarlık’ olarak formüle edildiğinde dışsal dindarlık; bireyin yaşam döngüsünde  önyargı, hoşgörüsüzlük eğilimi, egonun barınması, dînin bir araç olarak kullanılması ve bilincin negatif yönde bir tesirin altında kalması demektir. İçsel dindarlık ise bireyin yaşam döngüsünde; sağduyu, tahammül, ‘îtidal, dürüstlük, cömertliğin yer alması, dînin bir amaç olarak kullanılması ve bilincin pozitif yönde bir tesir altında kalması demektir. Organizmanın oryantasyon sürecinde öz denetim, içsel ve dışsal dindarlık; bireyin yarınlarını inşa ederken göz önünde bulunduracağı mihenk taşlarıdır. Bireysel benliğin ve kimliğin gelişiminde ise; en önemli anahtar kavramlardır. İnsanın kendi kendini kontrol edebilmesi yani öz denetim, en büyük erdemdir. İnanç ve ahlâk arasındaki güçlü bağ, bu erdemin yerine getirilmesini zarûrî kılar. Çünkü erdem; sağlıklı, uyumlu ve düzenli bir toplum yapısı oluştururken aynı zamanda, kişinin ahlâkî davranışlarında ve sosyal yaşamındaki işlevselliğini de başarılı bir şekilde yerine getirmesine yardımcı olur.

Organizma canlılığını ancak kolektif bilinçle muhafaza eder. Bilinçli bireyler de, bilinçli ve erdemli toplumları meydana getirir. Bu noktadan sonra insan canlısının artık yaşam döngüne uyum sağlamayı başarması ve bu prosesi hayatına doğru entegre etmesi kaçınılmazdır.

 

                                                                   Sağlıklı ve erdemli yarınların yaşanması dileği ile…

Comments


Commenting has been turned off.
bottom of page