top of page

Maşerî Enkonsiyan: Tevhîd-İnsan-Âlem Eksenli Bilinç

Güncelleme tarihi: 29 Tem 2024


Tevhîd-insan-âlem eksenli bilinç

Kâinat, tüm mevcûdiyetiyle insana benzer. İnsan ise, kâinatın sadece bir numûnesidir.  Binaenaleyh insan, yaratılış misyonu itibari ve yüklendiği sır ile bir kâinattan daha fazlasıdır  hatta yaratılışın amacıdır. İnsan varlığa geldiğinde onda ortaya çıkan ilk şey; kendisi ile beslendiği, besleyici kuvvettir. İkincil olarak ortaya çıkan şey, düşünce kuvvetidir. Son olarak da kendisini kuvveden fiile geçirecek olan akılsal kuvvetidir. İnsandaki besleyici kuvvet, bedene hizmet için vardır. Duyu-düşünce ve tahayyülleri; hem akılsal kuvvete hem de bedene hizmet için vardır. Yaratıcının tüm bu olguları bir insanda toplaması ise; insanın veya insanların cemiyet halinde yaşayabilmelerini anlamlandırmaları, kolaylaştırmaları ve bunu sürdürülebilir bir hale getirmeleri içindir. Cemiyet yani toplum; insanın varoluşundan itibaren süregelen bu özellikleriyle düzenli, kurallı, tanımlanabilir ilişkilerin bulunduğu bir ortamın oluşturulması üzerine bir oluşumdur. İnsan yaratılışının kendisine verilmesinin gâyesi olan mükemmelliğine, ancak birbiri ile bu ilişkileri kurabileceği insanlar ile ve kurulacak olan nizâmın karşılıklı bir katkı ile gerçekleşmesi neticesinde ulaşabilir. Aynı şekilde bir araya gelen bu toplumlar da, içinde barındırdığı insanların birbirleri ile gerçek bir yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olmaları halinde mükemmelliğine erişir.  Çünkü her insan, kendisini devam ettirmek ve kıymetli oluşunun idrâkını elde etmek üzere bir yaratılışta varlığa gelmiştir.

 

Tevhîd-insan-âlem eksenli bilinç

Günümüz dünyâsında yaşayan nesil üzerinden bu mefhumu değerlendirdiğimizde; madde ve maddiyat ile olan ilişkisi yüksek ve mânevî değerlerini geride bırakarak hayatını sürdüren; bununla birlikte de tatminsiz ve sıradan bir yaşamı göze alan bir toplumla karşı karşıya olduğumuz yadsınamaz bir gerçektir. İnsanoğlunun bu değerlerini kaybetmesi, üstelik de kaybının farkında olmadan yaşaması, topyekûn bir hayatın hebâ olması anlamına gelir. İnsan canlısının, maddî ve mânevî düzenini; hem bireysel hayatında hem de sosyal hayatında uygun bir şekilde sürdürebilmesi, ancak akıl ve anlayış seviyesinin yüksek olmasından geçer. Zîra anlayış; beraberinde inancı getirir. İnançlı bir zihin, mantıklı ve tefekkürlü bir bilinç oluşturur. Toplumsal bilincin  fethedilmesi, maşerî enkonsiyan, esasen tam da bu bilinci oluşturabilmek adına kıymetli bir anlayıştır. Toplumsal yaşamın hakîkatindeki ‘tevhîd-insan-âlem’ eksenli bu  bilinç; yaratılışın hikmetini düşünen, kendisine biçilen hayatın nasıl geçirileceğine dair fikri olan ya da en azından fikir üretme becerisinin özünde olduğunun farkında olan; algısı, anlayışı, idrâkı açık olan bir neslin yetişmesinin yolunu açmaktadır. Bireye vâr olma sebebini  müşâhede ettirecek olan bu bilinç; aklın zâyi olmadan kullanılmasına yardımcı olarak, insanı kıymetli oluşundaki idrâka ulaştırır. Yaratılmış âlem içerisindeki yerini ve kendini bilmesine vesîle olur.

 

Biz insanlar, maddenin içine karışmış bir durumdayız ve bu durum bizi fark etmeden aslımızdan uzaklaştırıyor. Oysaki O’ndan uzak değiliz, çünkü O bize şah damarımızdan daha yakındır. Ancak bunu idrâk edemediğimiz için mânâyı maddenin içerisinde arıyoruz. Maddeden ne kadar uzaklaşırsak, O’nu anlamamız da o kadar derinleşecektir. Maddeden tamamen sıyrıldığımızda ise, O'na dair kavrayışımız berrak ve eksiksiz olacaktır.

 

                                                     Kökten öze, özden göğe ulaştıran bilince erişmek dileği ile…


 

Geniş hayat önümüzdeki bin başlı muamma gibi duruyor. Onu çözdükçe kendimizi bulacağız. Ağaç güneşte serpilir fakat toprağın derinliklerinde de kökü ile beslenir. İnsanoğlu kendi ferdiyetini bile ancak içinde yaşadığı cemiyetle idrak eder.

                                                                                                                                  A.H. Tanpınar

Comments


Commenting has been turned off.
bottom of page